ÇAKRA VE AURALAR

By on 2-09-2015 in Anasayfa

ÇAKRA VE AURALAR

Evrendeki her şeyle irtibatımız önce auramız vasıtası ile olur. Görüntümüz, fikirlerimizden önce diğerleri bizi auramızdaki yükün niteliği ile tanır, değerlendirir. Diğer bir değişle algılar. Günlük tabirle “elektrik aldım-alamadım” veya “çekici-itici, sevimli-soğuk, pozitif-negatif” deriz. Bunun için karşılaşmamıza gerek yoktur. Çok uzatan o kişiyi düşünsek bile onun enerji alanı ile bağlantımız kurulur.

Auradaki 7 katman birbirine özel aktarımlarla bağlı çakralar vasıtası ile vücuda enerji beslemesi yapar. Kişisel enerjimizin evrene yayımı kadar; kendi titreşimine uygun olan enerjileri bu vasıta ile biyolojik bedenimize aktarır. Çark şeklinde olan bu enerji merkezlerine ÇAKRA diyoruz. Sankritçe “şakra” da denir. 7 ana “majör”çakramız vardır. Her biri ayrı frekanstadır. Titreşimde 4 devirden başlar 972 devire kadar değişir. Her biri vücudun belli bölgelerinde olup, bir sistemi “dolaşım, sindirim, genital, hormonal, sinir sistemleri vs.” bölgesindeki organların enerjisini besler kontrol eder. Biyolojik olarak sistemleri ve organizmayı harakete geçiren bu güç vücudun bir bakıma mazotu, pili gibidir. Hücrenin rejene olabilmesi için gerekli üç unsurdan biridir; “Besin-oksijen-enerji”

Çakra olması gereken çalışma ritminde değilse çok çalışan veya az çalışan bir çakra ise enerjisini beslediği sistemde veya organda sağlık sorunları oluşur. Bu enerji sistemindeki bir arazdan kaynaklanabileceği gibi bazen genetik, travmatik veya yanlış yaşam biçiminden oluşan sorunlarla çakranın ritmini bozabilir.

Çakralar fizyolojik bedenimiz kadar, ruhsal ve zihinsel enerjilerimizide besler. Çakraların düzgün sağlıklı çalışması; beden,ruh,zihin bileşkesi olan canlının tüm enerjilerinin sağlıklı çalışmasını sağlar. Düzgün çalışmayan çakra sorumlu olduğu sistemde ve organda yeterli performansı sağlayamayıpsorun yaratırken, diğer çakraların ritminide bozarak genel sorunlarda yaratır. Çakralar birbiri ile bağlantılıdır, birbirini destekler.

Kuyruk sokumunun biraz üstünde bulunan özel bir enereji olan KUNDALİNİ yaş ve bilinç düzeyimizle uyanan potansiyel bir gücümüzdür. Her ne kadar özel tekniklerle “suni” harekete geçirebilsede!!! Esas uyanması bilinç kalitesine bağlıdır. En doğru ve sağlıklı olanı ruhsal gelişimle uyanıp, her bir şakra bilincini belli aşamalarla kateden seyri tasvip etmekte, diğer popüler kültürün getirisi, teknik çalışmaların bilinçsiz uygulamalarını son derece sağlıksız bulmaktayız. 5000 voltluk bir enerjiye sahip kundalininin kontrol edilemeyişi ciddi ruh, zihin, beden sağlığında sorunlar yaratır. Unutmayalım ki akıl hastalarının hepsinin kundalinileri kontrolsüz akar. Vücut elektriğini yükselten “ani şok, heyecan, korku veya aşırı ibadet, zikir” gibidurumlarda kundalinin ani uyanması ile yaşadıklarımız çok küçük nüanslardır. Zor anlarımızda, adrenalinimiz yükselince harekete geçebilen bu enerji bize artı güç veren hazinemizdir. Bilinçli enerji çalışmaları ile, kişisel gelişimimizle onu kontrol altına alabiliriz, yerinde gerekli kullanımda değerlendiririz.

Bioenerji, yaşam enerjimizdir. Vücudumuzda belli bir birim derecesinde, belli bir akış ritminde ve denge halinde olan bir sistemdir. Onun olması gereken düzeyde oluşu; beden, ruh ve zihin sağlığımızın dengede oluşudur. Bu denge bozulursa ruhsal, fiziksel, düşünsel sağlık sorunları yaşarız.

Vücudumuzda majör (ana) çakralardan başka 28 tane minör (ikincil) çakra, tsobo, marma ve el ayak refleks noktaları vardır. Bunlar daha çok enerjiyi tetiklemek için kullanılır. Düzensiz çalışan çakraları harekete geçiren noktalardır. Ayrıca şu ana kadarki tespitlerimizle 88.000 özel noktayı tanıyoruz. Bu da bize vücudumuzun son derece duyarlı büyük bir anten olduğunu gösterir.

Çakralar iç salgı bezlerinin üzerindedir. Yoğunlaşmış enerji bölgesi olan çakralar düzgün performansla çalışması yedi önemli salgı bezinin düzgün hormon salgılaması demektir. Sağlığımızı koruyan, güçlendiren bu işlemin devamını sağlamak için önce enerjileri, evrensel enerjiyi, yaşam enerjisini, beden, ruh, zihin enerjilermizi ve vücudumuzdaki bu sistemi tanımamız gerekir. Onu korumayı, güçlendirmeyi, bozulunca yeniden düzenlemeyi öğrenmek kadar, bozulma sebeplerini de bilmek gerekir.

ENERJİ SİSTEMİMİZ NEDEN BOZULUR
Bizler doğal varlıklarız. Doğada yaşamak üzere programlanıp yaratıldık. Doğamıza uygun olmayan yaşam tarzı en önemli sebeptir.

*sentetik giysiler, eşyalar
*elektro manyetik araçlar
*topraktan uzak olmak
*hava kirliliği
*hormonlu ve genetiği değişmiş yiyecekler
*çok durgun veya çok hareketli yaşam
*ani şok ve üzüntüler
*çevresel faktörler (yaşam alanımızın konumu ve çevremizdekiler)
*olumsuz duygu ve düşünceler
***STRES!!!!

ENERJİMİZİ NELER KORUR VE GÜÇLENDİRİR

*Doğal yaşam
*olumlu duygu ve düşünceyi yaşam modeli yapmak
*kristaller ve mineral taşlar
*renk terapileri
*çevre ve mekan düzenlemesi
*sağlıklı beslenme ve spor
*İlk şart kesinlikle sağlıklı ve güçlü enerji sistemi olmasıdır. Hiçbir fiziksel, ruhsal, zihinsel sorunu olmamalıdır. Kendi olumsuz titreşimleri algılamayı ve aktarımcılığı durdurur.
* Konuyu temelinden, prensip ve dinamiğinden kavrayabilecek iyi eğitimli olmalıdır.
*Pratik ve uygulamalar da tecrübe sahibi olmalıdır.
*Duyu ötesi algılamaları “duru görü” güçlü olmalıdır.
*Terapi sırasında her türlü dış algılamaya karşı kapalı olabilmeli, hastadan başka hiçbir şeyle etkileşimde olmama yetisini kullanabilmelidir.
*Vücut enerjisinin her bölümün “her çakranın, her sistemin, kemik, kan, doku titreşimlerin ayırdına varabilecek agılama düzeyinde olup,olumsuz titreşimlerin farkına varabilmelidir.
*Onunla rezone olup, olması gereken titreşim düzeyine\ngetirebilecek aktarımcı olabilmelidir.